Online-Hukuk.Org

Güveni Kötüye Kullanma ve Hırısızlık

Okunma: ay:14 toplam:1094

1-)Hırsızlık(theft) suçu mal alındığında; emniyeti suistimal (abuse  of trust)suçu da  mal tasarruf amacı dışında tasarruf edildiğinde  tekemmül eder.Malın inkar edilmesiyle de suç oluşur.

2-)Bir menkul mala, malik sıfatı ile zilyet olanlar asli zilyettir. Başkası için zilyet ise, kiralama, rehin gibi geçici de olsa kendi adına değil, asıl malik adına zilyetliği kullanan kişidir. Nakliyecinin zilyetliği başkası adına zilyetliktir. Nakliyeci, çoban, işçi, mümessil, kendisine teslim edilen malın zilyetliğini başkası adına kullanır. Fer’i zilyet ve başkası adına zilyedin kendisine teslim edilen menkul bir malı iade etmemesi emniyeti suiistimal suçunu oluştur. Şirkete çalışan şoförün, kullanmış olduğu taksiyi görevinin sonunda iade etmeyerek ketim etmesi emniyeti suiistimaldir.  

3-)Kişinin siyanetine, örf ve adet, nezaket, kanun ve anlaşma gereği terk edilmesi halinde, kişi kendiliğinden zilyet yardımcı olur.Misafirin, ev sahibinin eşyaları üzerindeki zilyetliği; alış veriş yapan müşterinin, markette, dükkanda, lokantada, kafeteryada, vesair  yerlerde bulunan eşya üzerindeki zilyetliği yardımcı zilyettir.Mezkur eşyaların izinsiz alınması emniyeti suiistimal değil; hırsızlıktır. 

4-)Zilyet yardımcılığı veya hizmet zilyetliği, fer’i zilyet kavramından daha dardır. Zilyet yardımcısı ile asıl zilyet arasındaki ilişki kesintisiz ve süreklidir. Asıl zilyet, zilyet yardımcısının zilyetliğine her an son verme hakkına haiz olduğu gibi, zilyet yardımcısını zilyetliği kullanma şekline de her an müdahale edebilir.Zilyet yardımcısı asıl zilyedin hakimiyeti altındadır.Bu hakimiyet bazen gevşekte olsa süreklidir. Bir eş, diğer işin eşyaları üzerindeki tasarruf şekli, yardımcı zilyet mahiyetindedir. Zilyet yardımcısı, fer’i zilyet ve asli zilyedin talimatı doğrultusunda menkul malı kullanır. Zilyet yardımcısı kendisinin zilyetliği kullanma şeklini seçme hakkına sahip değildir. çoban, başkası için zilyettir. çünkü çoban, koyunların nasıl otlatılacağı hususunda daha fazla yetkiye sahiptir.Zilyetliği sona erdirmek feri zilyedin veya başkası için zilyedin elindekidir. Nakliyeci başkası için zilyettir. Bundan dolayı menkul malın nakledilmesi konusuna asli veya feri zilyedin fazla karışma hakkı yoktur. Sadece nakil işleminin uygun yapılmasını isteme hakkı vardır. Ancak, Ancak nakliyece Ancak nakliyenin en iyi nasıl yapılacağı konusunda tercih başkası için zilyet olan nakliyeciye aittir. Bundan dolayı başkası için zilyet olana, menkul mal teslim edildiğinden, çobanın koyunları iade etmemesi, nakliyecinin kendisine teslim edilen buğdayları satması hırsızlık değil; emniyeti suiistimaldir. Başkası için zilyetlikte ise, asli veya fer’i zilyet, her an zilyetliği sona erdirememekte ve zilyetliğin kullanım tarzını belirleme imkanına  sahip değildir. Bundan dolayı zilyetliğin iade edilmemesi veya başka bir amaç için kullanılması emniyeti suiistimal oluşturur.

5-)Başkası için zilyet ve feri zilyet; zilyetliği kullanma şekline ve zilyetliğe son verme hakkına sahip olduğu halde; zilyet yardımcısı yani misafir, müşteri, benzin almak için petrol istasyonuna giren kişi, markette bulan müşteri, otobüsteki yolcu gibi zilyet yardımcı olan kişilerin zilyetliğine her an son verilebilir..

6-)Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/12/1955 tarihli ve 95/95 sayılı kararına göre; çobanın koyunları teslim etmeyerek satması  hırsızlık değil; emniyeti suiistimal suçunu oluşturur.

7-)Aşağıdaki misallerde de açıklandığı gibi, müşteki veya mağdur, şüpheliye suça konu eşyayı kısa süreliğine ve kendi hakimiyetinden dışarı çıkarmaması şartı ile teslim etmiş olabilir. Bu durumda, şüphelinin malı veya eşyayı müştekiden izinsiz alıp götürmesi hırsızlık suçunu oluşturur. Mesela, müştekinin şüpheliye, işyerinde incelemesi için kısa süreliğine verdiği cep telefonunu, saat ve benzerlerini iade etmeden iş yerinden müşteki veya mağdurun ihtarına rağmen alıp gitmesi halinde dolandırıcılık veya emniyeti suistimal değil hırsızlık suçu oluşur. Buna ilişkin Yargıtay kararları ve diğer misaller aşağıda verilmiştir. Failin durumu zilyet yardımcısı konumundadır.

8-)İkramiye kazanıp kazanmadığını tespit için, müştekinin elinden piyango biletini alarak, ‘sana bir şey çıkmamış’ demek suretiyle kaçma fiili, hırsızlık suçunu oluştur.(6.CD. 26.12.1993, 9893/1890)

7-)Petrol istasyonundan, arabasına benzin alıp ödeme yapmadan, olay yerinden arabası ile kaçmaktan ibaret fiil, hırsızlık suçunu oluştur. Yabancı para bozdurmak bahanesi ile müştekinin cüzdanına bakıp, içinden 100 Dolar aldıktan sonra bakiye para ve cüzdan eşyalarını müştekiye iade ederek olay yerinden uzaklaşmak fiili, hırsızlık suçunu oluşturur.

9-)Aynı şekilde, müştekinin dükkanına gelip, samimiyetlerine binaen cep telefonu mesaj çekmek bahanesi ile alıp hemen dükkandan, müştekinin ihtarına rağmen cep telefonu kaçmak fiili, hırsızlık suçunu oluşturur.

10-)Siyanete terk edilen taklit anahtarla  hırsızlık yapmak  fiili, emniyeti suistimal  değil; hırsılık suçunu oluşturur.Müştekinin işyerinde çalışan sanığın,  bu kolaylıktan yararlanmak suretiyle aldığı anahtar ile  para kasasını açarak  para alma fiili,  mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/3. maddesine mümas hırsılık  suçunu oluşturur. İtimadı suistimal suçunu oluşturmaz( 25.03.2004 tarihli ve  2002/23213  Esas ve 2004/3515  Karar sayılı içtihadı,YKD  Ekim 2005) 

11-)Sanığın; müdahile satıp, üç ay sonra teslim ettiği apartman dairesinin mütemmim cüz'ü olan kombi ve radyöterleri satış vaadi sözleşmesi ve satış akdinde satım konusu dışında tutmaksızın rıza hilafına söküp götürmesi eylemi, özel teslim ve tevdii söz konusu bulunmaması nedeniyle hırsızlık olarak nitelendirilmelidir.(11. CD  1996/351E 1996/425K)

12-)Hırsızlık cürmü ile güveni kötüye kullanma suçu arasındaki fark, zilyetliğin kapsamıyla ilgilidir.Hırsızlıkta mal, malikin veya onun belirlediği zilyetin hakimiyeti altındadır.Failin veya sanığın bu malı tam olarak tasarruf edebilmesi için, müştekinin veya mağdurun hakimiyet sahasından ayırması gerekir.Hırsızlıkta belirli ve müşahhas bir teslim olmamasına karşın, itimadı suistimal suçunda belirli bir teslim söz konusudur.Hırsızlıkta fail, zilyet yardımcısı konumundadır ve doğrudan doğruya bir teslim bulunmamaktadır.Mal failin siyanetine teslim edilmiştir.(CGK 5.10.1999  tarihli ve  1999/6-227E ve 1999/226 K sayılı içtihadı)

13-) Sanığın, şikayetçiden bir görüşme yapıp iade etmek üzere kısa süreliğine geçici olarak aldığı cep telefonunu iade etmeyerek olay yerinden uzaklaştığının iddia ve kabul edilmesi karşısında; şikayetçinin cep telefonunu teslimde sakatlanmış iradesiyle geçici de olsa zilyetliği devir iradesi bulunmadığı ve zilyetlik aktarılmadığından özel tevdi ve teslimden söz edilemeyeceğinden, eylemin “hırsızlık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılğıya düşülerek yazılı şekilde unsurları yönünden oluşmayan emniyeti suistimal suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır(,(11.CD  18.03.2010 tarihli ve Esas No:2007/5458 Karar No:2010/3257 künyeli içtihadı)

14-)Dairemizin 18/09/1996 gün ve 1399/1474 sayılı kararı ile benzer kararlarında belirtildiği üzere, katılana ait evin sanığa kiralanması sırasında “özel olarak teslim ve tevdie” konu edilmeyen mutfak dolaplarının,  rıza dışında ve faydalanmak amacıyla alınıp götürülmesi halinde eylemin “hırsızlık” suçunu oluşturacağı da gözetilerek; tanıklar Musa Aşçı ve Yaşar Karaseyfi’nin yeminli anlatımlarına göre, kira kontratında demirbaş eşyalar arasında gösterilmemiş olsa da, katılana ait dairenin Sanık Remzi’ye kiralanması ve dairenin teslimi sırasında mutfak dolaplarının  mevcut olduğunun kabulu  gerektiğinden , sanığın savunmasında “direyi boşaltırken apartmanın kapıcısına kontrol ettirerek tam ve sağlam olarak teslim ettiğini”, tanık Sait Tatarlar’ın ise, suça konu dairenin anahtarının akşam saatlerinde 5-6 yaşlarında bir çocuk ile kendisine gönderildiğini ve daireyi kontrol etmeden anahtarı teslim aldığını belirtiğinden, suç tarihi itibariyle dairenin bulunduğu apartmanın kapıcısının kim olduğu araştırılarak, evin kendisine teslim edilip edilmediği, teslim edilmişse, evi kontrol edip etmediği, mutfak dolaplarının yerinde olup olmadığı hususlarının sorulması, dinlenecek tanığın beyanı ile daha önce dinlenen tanık Saciit Tatarlar’ın beyanları arasında çelişki olursa giderilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, hukuka aykırdır(11.CD  31/12/2007  tarihli ve Esas No:2005/11731 Karar No:2007/9547 sayıl içtihadı)

15-)Önceden tanıdığı şikayetçiden, 5 dakikalık bir işim var diyerek aldığı cep telefonunu geri getirmeyen sanığın eyleminin, suça konu mal üzerindeki zilyetliğin devredilmemiş olması nedeniyle hırsızlık suçuna uygun bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırıdır,(11.CD  09.02.2011 tarihli ve Esas No:2008/12377   Karar No:2011/654 künyeli içtihadı)

16-)Müdahilin iş yerinde tezgahtar olarak çalışan ve gözetimine tevdi olunan eşyayı belirli aralıklarla mal edindiği anlaşılan sanığın, bu suretle gerçekleşen eyleminin TCK.nun 510. maddesinde yazılı hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden, bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise, 23.12.1994 gün ve 830/1065 sayı ile;
"TCK.nun 510. maddesinde yazılı suçun oluşması için, mal ya da şeyin faile meslek sanat, ticaret, hizmet nedeniyle emanet olarak tevdi olunması, teminat olarak teslim edilmesi gerekir. Eşyanın teslim edildiği kişi maddedeki sıfatları haiz olmalı ve teslim bu sıfatından dolayı yapılmalıdır. Ceza Genel Kurulu'nun içtihadı da, bu hizmet ilişkisinin daimi olması gerektiği doğrultusundadır.
TCK.nun 491/3. maddesindeki suçun oluşabilmesi için, mağdur ile sanık arasında hizmet veya iş ilişkisinden doğan güvenin kötüye kullanılması söz konusudur. Hizmet ve iş ilişkisinin tarafların istek ve iradeleri ile kurulması gerekir. Herhangi bir sözleşme veya işin ücretli ya da ücretsiz olması, geçici veya uzun süreli olması koşulları aranmaz.
Somut olayda sanık, müdahilin dükkanına işçi olarak girmiştir. Kendisi deneme süresi içinde olduğundan sigortası dahi yapılmamıştır. Herhangi bir mal kendisine tevdi olunmamıştır. Benzer olaylarda TCK.nun 491/3. maddesinin uygulanması gerekeceği doğrultusunda Altıncı Ceza Dairesi'nin muhtelif tarihli içtihatları mevcuttur" biçimindeki açıklamalarla, direnmeye karar vermiştir.
Bu kararın da Yargıtay'ca incelenmesi süresinde müdahil vekilince istenmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığı'nın bozma isteyen 21.11.1995 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle; Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluş ve sübutta bir uyuşmazlık bulunmayıp, uyuşmazlığın konusu suçun niteliğine ilişkindir.
TCK.nun ikinci kitabının "mal aleyhine cürümler" başlıklı onuncu babının dördüncü faslında 508 ve 509. maddelerle emniyeti suistimal ( güveni kötüye kullanmak ) suçunun değişik şekilleri düzenlenmişken, bunları takibeden 510. maddesinde suçun ağırlaştırılmış halleri yer almaktadır. Nitekim, maddeye bakıldığında; "Geçen iki maddede yazılı cürümler meslek ve sanat veya ticaret veya hizmet sebebiyle veya emanetçi sıfatıyla veyahut idare etmek için kendisine tevdi olunan veya teminat olarak kendisine teslim edilen şeyler üzerinde yapılırsa fail hakkında bir seneden beş seneye kadar hapis cezası tertip olunur ve şikayetname itasına hacet kalmaksızın takibat yapılır" denildiği görülmektedir.
Maddede; ".....hizmet sebebiyle.... . kendesine tevdi olunan veya teminat olarak kendisine teslim edilen şeyler üzerinde yapılırsa....." şeklinde ifade edilen hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunun oluşabilmesi için, hizmeti yapanla yaptıran arasında Borçlar Kanununun 313. maddesinde tanımlanan bir hizmet ilişkisi olmalı ve suça konu eşya ( mal ) sanığa sürekli olarak ve tüm sorumluluğu ona ait olmak koşulu ile teslim edilmelidir.
Bir kısım hırsızlık suçlarını müeyyide altına alan TCK.nun 491. maddesi de taşınır ve taşınmaz malların az veya çok kolaylıkla çalınması hallerinde cezayı artırıcı hükümler içermektedir. Maddenin 2. fıkrasının 3. bendindeki "Hırsızla, malı çalınan arasında hizmet veya bir iş yapmak... neticesi olarak siyanetine terk ve tevdi olunmuş eşya hakkında işlenirse" şeklindeki düzenleme, 491. maddedeki hırsızlık suçunun mevsuf ( nitelikli ) hallerinden biridir.
Bu suç;
1- Hırsızla malı çalınan arasında hizmet veya bir iş yapmak neticesi olarak,
2- Failin siyanetine terk ve tevdi edilen eşya üzerinde, işlenmesiyle oluşur.
Yasa koyucu böylece, suç mağdurunun maddede sayılan haller nedeniyle suç işleyene karşı duyduğu güvenin kötüye kullanılmış olmasını basit hırsızlıktan farklı mutalaa etmiştir. Bu durumda hırsızlığın kolaylaştırılmış olması, cezanın ağırlaşması için makul bir gerekçe teşkil etmektedir.
Siyanete terk ve tevdi sözcükleriyle anlatılmak istenen anılan bentle açıklanan çeşitli ilişkilerin doğurduğu güvenle malın, bir bakıma failin koruyuculuğu ve eli altında orta yere bırakılmasından ibarettir. Siyanete terk ve tevdi, çalınan malın özel surette teslimi anlamında düşünülemez. Zira, bu takdirde eylemin TCK.nun 510. maddesinde tarifi yapılan hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu oluşturacağı kuşkusuzdur.
Bu kısa açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında; katılanın iddiası, sanığın kaçamaklı anlatımı ve tanık beyanlarına uygun düşen mahkemenin kabulüne göre; katılanın konfeksiyon dükkanında bir aydan beri tezgâhtar olarak çalışan sanığın, bazı giysileri çalarak evine götürdüğü, müşteki tarafından durumun farkedilmesi üzerine, durumun polise bildirildiği ve polis tarafından yapılan aramada, dükkanın giyinme dolabında sanık tarafından, işten ve dönerken almak üzere poşet içine konmuş eşyalar ile evinde de suça konu eşyaların bir kısmının ele geçtiği anlaşılmıştır.
Sanık, müştekinin tuhafiye mağazasında tezgahtar olarak çalışmakta, bu itibarla suça konu mallar tüm sorumluluğu sanığa ait olmak üzere ona tam teslim edilmemiş ve dolayısıyla ne zilyedliği ne yardımcı zilyedliği sanığa geçmiş değildir. Saptanan bu şekliyle sanığın eylemi; TCK.nun 491. maddesi 2. fıkrasının 3. bendinde belirtilen mevsuf hırsızlık suçunu oluşturduğundan, Yerel Mahkeme direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir. (CGK E. 1995/9-345 K. 1996/11  T. 6.2.1996 tarihli kararı )

17-)Satmak üzere bulduğu müşteriye göstermek bahanesiyle katılandan kısa süreliğine aldığı otomobili iade etmeyen sanığın eyleminin, suça konu araç üzerindeki zilyetliğin devredilmemiş olması nedeniyle hırsızlık suçuna uygun bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine hükmolunması, hukuka aykırıdır , (11 CD .09.02.2011  tarihli ve Esas No : 2010/17678  Karar No : 2011/642 künyeli içtihadı)

Hukukçu Mehmet Antalyalı

Yorumlar

Bu yazıyı ilk olarak siz yorumlayın.

Arkadaşına gönder

Adınız :
Mail adresiniz :
Arkadaşınızı Adı :
Arkadaşınızın maili :
Eklemek İstediğiniz :  

* Yukarıdaki alanların tümü doldurulmalıdır.

* Formu son bir kez kontrol ettiğiniz için Teşekkür ederiz.

Yorumla

Adı, Soyadı :
Mail :
Yorumunuz :  

* Yukarıdaki alanların tümü doldurulmalıdır.

* Formu son bir kez kontrol ettiğiniz için Teşekkür ederiz.

* Yorumunuz kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır.

Yapsan İnşaat Reklamı Yapsan İnşaat Reklamı
Bu sayfa 3.3726 saniyede oluşturuldu ve saniyede yüklendi